Kişi başına düşen 1430 m3’lük kullanılabilir su toplamıyla Türkiye, kişi başına 2020 m3 kullanılabilir su kaynağına sahip Irak’ın epey gerisinde yer alır. Bu durum göz önüne alındığında, büyük su kaynaklarına sahip olmadığımız açıkça görülebilir.
Su kaynaklarının yönetiminde sosyal ve ekonomik kalkınma ile doğal ekosistemlerin korunmasını birlikte ele alan entegre yaklaşım. Toplum temel ihtiyaç ve kullanımlarını göz önüne alarak, yüzey ve yer altı sularının hidrolojik havza ölçeğinde miktar, kalite ve ekolojik anlamda çok disiplinli bir perspektiften yönetimidir.
Türkiye'de doğal yaşam ortamlarının devlet eliyle yok edilmesi ve buna olanak tanıyan yasal altyapının temelinde sıtma hastalığı yatmaktadır. Ancak 1950'li yıllarda Dünya Sağlık Örgütü'nün tavsiyesiyle bu hastalıkla mücadelede strateji değiştirerek, sivrisinek yerine sıtma plazmodyumu ile savaşa başlayan Türkiye, 1960'lı yılların başlarında sınırları içindeki son sıtmalı hastayı da tedavi ettikten sonra sulak alanların peşini bırakması gerekirken, bunu yapmamıştır.


